Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X
Bakırköy Muhittin Üstündağ İlkokulu (İstanbul, 23-24 Haziran 2014) 1 Beğendim Spam Favorilerime Ekle Değerlendir

Bakırköy Muhittin Üstündağ İlkokulu (İstanbul, 23-24 Haziran 2014)

Seminer haftasında kesişti yollarımız sevgili öğretmenlerimizle. Sıcağa, bütün senenin yorgunluğuna rağmen bizimleydiler. Hep keyifli hep güleryüzlüydüler. Norm değişiklikleri nedeniyle akıllarında onlarca soru vardı belki. Biraz biz paylaştık biraz onlar, birlikte yol aldık...

İlk oyunumuzu güneşin altında oynadıktan sonra akıllandık ve oyunlarımız daha da keyifli oldu...

 

İstanbul'da böyle güzel, böyle gölgeli bir okul bahçesi bulmuşuz tadını çıkarmaz mıyız. Hem de sonuna kadar çıkardık.  

 

Müdiremiz Gülseren Öğretmenim yoğunluğunun arasında öğrtmenlerini sürece dahil etmekle kalmadı, her fırsatta da eğlenceye ve kahkahalara ortak oldu... 

Minik konuğumuz Alper oyunlarımızda bize hakemlik yaparak eşlik etti. 

Verimli ve aydınlık yarınları dilerken en derinlerden... 

Eğitim fuarında ders planlarının sunumuyla bu miniğin hareketleri öyle güzel eşleşti ki, paylaşmadan edemedim... 

Her paylaşımı sorgulayan sorularla annesinden öğreniyordu. Tam da onun için ona dairdi oysa hepsi, büyüdükçe daha da öğreniyor olacaktı... 

Mesafe uzak olunca sabahları uçarak gelmek en kolayı oldu benim için. Atladım süpürgeme... 

Bu saksıları merak ediyorsunuz değil mi... "Birlikte Büyüyelim" köşeleri okulun her yanına serpiştirilmiş... Her çocuğun isminin yazılı olduğu böyle bir çiçeği var. Kendisi dikiyor birinci sınıfa başlarken ve o çiçek o öğrencinin çiçeği oluyor. Çiçekler bahçedeler üstelik de, keyifleri yerinde. Size bir müjde daha bir de bahçeleri olmak üzere bu konuda...

 Yalnızca çiçekler değil elbette. Okulda bir de "İyilik Meleği" isimli bir proje var ki bu proje ile ugüne kadar 98 tekerlekli sandalyeyi ihtiyaç sahibi canlara ulaştırmışlar. Bu proje için de meleklerin yer aldığı bir köşeleri var hemen giriş kapısının yanında... 

Sınıflar öğrenci etkinlikleri ile beznmiş. Her yerinde parmak izleri var öğrencilerin... 

Tack-İt"lerimiz oyun hamuru da oluyormuş, öğrendik... Alper, iyi ki var... 

 

İşte tam da burada ayraçlarımızdan bir tane istedi öğretmenimiz. "Ben kitabımın arasına koyarım onu" diye. Olmadığını belirtince duygusunu paylaşmak istedik, neler hissetmişti... Dedi ki bize...

"Sizin canınız sağ olsun. Ayracı görünce kitaplarımın arasına koymak istedim ama yoksa da sizin canınız sağ olsun. Neden üzüleyim. Buna benzer bir hüznü lisede yaşadığım için üzülmem, canınız sağ olsun. Bakın anlatayım. Lisede, lise 2'de şampiyon olmuştuk. Ödül törenindeyiz. Herkese madalyaları takılıyor. Sıra bana geldi, benim yalnızca elimi sıktılar. Hocamıza dedim, nedir? Madalya kalmadı dediler. Sporcuyuz ya, olsun dedim. Dedim ama sonra baktım ki takım fotoğrafında benim yüzüm bembeyaz! Kaptana şilti verip onun madalyasını bana vermişlerdi. Hatta sırf bu yüzden okuldaki müsabakalarımızda 1.'ye de 2.'ye de 3.'ye de altın madalya yaptırırım hep. Çünkü biliyor musunuz benim hiç altın madalyan yok. Hep final oynadım ama altın madalyam yok. Bakın şimdi fark ettim, bilinçaltımda nasıl yer etmişse hep altın madalya yaptırıyorum çocuklara..." 

Sevgili okul müdiremiz Gülseren Hanım; bizleri davet ettiğiniz için ve sürekli destekleyici tutumunuz için teşekkür ederim. Sizi tanıdığıma memnun oldum. Ataköy 4. Kısım Muhittin Üstündağ İlkokulu'nun sınıf ve branş öğretmenleri; sizlerle tanışmak birlikte yol almak çok keyifliydi. Bana çok şeyler kattınız. İyi ki varsınız.  Sevgili Yıldız PALDAR senden çok şey öğrendim, teşekkür ederim. 

Görüntülenme Sayısı: hesaplanıyor...